Patron kim?
Bazı günler
hayatımızın kontrolünü elimizden kaçırdığımız hissi o kadar yoğun olur ki,
olayları takip edemez bir halde panik içinde kalıveririz. Panik ile birlikte
beynimizde düşünce fırtınaları oluşuverir… İki ayağımız bir pabuca girer… Her
zaman kolaylıkla yaptığımız işleri bir türlü beceremeyiz…
gerginlik… hata… stres…
ya da
stres… hata… gerginlik…
kısır döngü içinde kıvranır dururuz.
Peki bu
esnada kafamızın içinde ne olur???
Kontrol
edilemeyen bir düşünce bombardımanı zihnimizden duygularımıza doğru harekete
geçer…
Bu bombardıman
çoğunlukla
Başarısız
olduğumuzu…
Zayıf
olduğumuzu…
Yeteneksiz...
Beceriksiz… Değersiz… Ezilen… Büzülen… İtilen… Kakılan… Sarsılan… Bölünen… Çarpılan…
v.s.
Olduğumuzu söyler
veeee
Duygusal olarak
çökmemize neden olur…
Eee duygusal çöküş ise
gerginlik… hata… stres…
ya da
stres… hata… gerginlik…
kısır döngüsünün başlangıcı, ortası ve
sonudur.
Peki zihnimizden adeta fışkıran bu
düşünceler doğrumudur? HAYIR
Bir düşünelim…
Gün boyunca başarıyla yürüttüğümüz onlarca irili ufaklı işi yerine getiren biz
değil miyiz? Peki tüm bu iyi özelliklerimiz niçin bir
anda hiç yokmuş gibi bir davranışa maruz kalıyoruz? Hem de kendi zihnimiz, düşüncelerimiz tarafından…
Evet, zihnimiz
ve düşüncelerimiz bizim en güçlü düşmanımız olabilirler… Bizi ezme fırsatını
bulduğu an: hemen tüm kozlarını kullanır
ve bizi yıkmak için çalışır.
Peki niye… Çünkü
zihin tembeldir… Çalışmayı sevmez… Motivasyonun ve övgünün çalışmaya teşvik
edeceğini bilir… Oysa o köşesine sinip orada tembellik yapmak arzusundadır.
Onu
yenmenin tek bir yolu vardır:
TETİKTE
OLMAK…
Her devreye
girişinde onu gözlemlemek gerekir… Sadece gözlemlemek… Emrimizde çalışan bir
görevliyi kontrol etmek gibi…
Onu gözlemlemeyi
öğrenmek biraz zaman alacaktır. O hep boş anınızı kollayıp işten kaytarmak için
elinden geleni ardına koymayacaktır.
Ama biz bir
kere onu gözlemlemeyi başardığımızda, onun devreye sokmak istediği
karamsarlıkları hemen fark edip, ona yeni ve bizim belirlediğimiz bazı görevler
yükleyebiliriz.
Düşüncelerimiz
ne zaman bizi duygusal olarak ele geçirmeye çalışırsa onu yakalamalıyız.
Olumsuzların yerine ise olumluları koymalıyız.
Onun
söyledikleri ile o an yaşananların hiçbir alakası olmadığını gözlemden bir süre
sonra fark edeceksiniz. Zihin sadece kendi işine gelen varsayımları bize
sunacaktır. Ve bunlar sadece VARSAYIMLARDIR.
Hemen “başkaları
ne düşünür?” tohumunu yerleştirir, bizi
başkaları adına hor görür… Küçük düşürür… Aşağılar… V.s. Oysa bu düşünceler
sadece ona aittir… Üstüne vazife olmayan ve asla bilmediği bir konuda konuşur…
Ona reddedin
ve kontrol edin…
Stratejik davranarak
onu oyuna getirin ve sizin için çalıştığını ve işten kaytaramayacağını ona
anlatın. Zihninizin ne düşünmesi gerektiğine karar vermeyi öğrendiğiniz an,
Hayattan zevk almaya başlarsınız.
Başarıya ulaşmanız daha kolay olur.
Bağımsız olursunuz.
Işıldarsınız.
KISACASI HAYATINIZIN MUTLU EFENDİSİ
OLURSUNUZ
Sevgiyle Kalın
YURDAHAL