Metafizik Konular ve Nesefi’ye Göre Evrenin Görevli Velileri
Metafizik konuların ispatı yoktur. Aynı konuda çok farklı
görüşler ileri sürülür, birçok anlaşmazlıklar ve kırgınlıklar olur. Allah’ın
veli kullarının basiret düzeyleri o kadar farklıdır ki, bazen söyledikleri
birbirine ters düşer. Hepsi velidir,
ama olaylara aynı pencereden bakmazlar. Yüksek bir apartmanın farklı
katlarından bakan insanların gördüklerinin farklı olması gibi, farklı
manzaralar görüp bize farklı şeyler anlatırlar. Hepsininki doğrudur. Ama onları
anlamaya çalışan bizler, birinin dediği diğerini tutmuyor diye, birini tutar
öbürünü karalarız; hatta bazılarını dinden çıkmakla bile suçlarız. Ama onlar
birbirlerini hep saygı ve anlayışla karşılarlar. Çünkü herkesin seyrettiği
manzaranın farklı olduğunu bilirler. Bu nedenle de, manevi alanda bize sunulan
bilgiler farklılık gösterirler. Çünkü bunlar metafizik konulardır ve herkesin
deneyimi aynı değildir. Allah Kuran’da birçok ayette bu konuyu açıklamıştır.
Ayrıca da bu sistemin nasıl çalıştığı, açık veya kapalı şekillerde nebi ve
velilerce bizlere gösterilmeğe çalışılmıştır.
Evrenin yönetiminde görevli olan veliler vardır. Âlemdeki
görevli veli konusunda da, çok farklı fikirler ortaya atılmıştır. Bu âlemin
düzeninden sorumlu velilere Rical-i Gayb ve Rical-i Feth denir. Her tasavvuf
büyüğü bu konuda farklı düzen ve sayı söylemiştir; hele sayılar birbirini hiç
tutmaz. Mesela Muhittin Arabî ile Nefsi çok farklı şeyler anlatmıştır; bu
apartmanın farklı katlarından bakınca, görülenlerin değişik olması ile ilgili
bir konudur. En üst kata çıkanın görüş alanı daha geniştir.
Bu konu hakkında eskilerden bir demet bilgi sunayım istedim.
Bu bilgileri sunarken de hepsinden derlenen genel bir bilgi yerine, belli
velilerin ve araştırmacıların kitaplarından bilgiler verip, okuyanlara,
okuduklarını kontrol etme imkânı vermenin daha doğru olacağını düşündüm.
Anlaşılma kolaylığı açısından Nesefi’ye öncelik vermek, bana daha uygun
göründü.
Nefsi, bir 13. yüzyıl sufisidir. Aziz Nefsi de âlemdeki
velileri anlatırken kendine göre bir açıklama ve sıralama yapmıştır. Evrenin
manevi yöneticileri hakkında ulaştığı bilgileri Nesefi, İnsan-ı Kamil adlı
eserinde şöyle anlatıyor:
“Allah’ın âlemdeki velileri 346
kişidir. Âlemde daima bu 356 kişi bulunur.
Bunlardan birisi
alemden göç edince yerine hemen başka birisi gelir ve
böylece bu sayı hiç eksilmez. Bunlar daima Allah dergâhında ikamet eden Allah
görevlisidirler. Bu 356 kişinin seviyeleri faklıdır, bunlar 6 tabakadır.
Bunlar: 300’ler,40’lar, 7’ler,5’ler, 3’ler ve 1 şeklindedir. Bir olan kutuptur
ve âlem onun mübarek varlığının bereketi ile ayaktadır. Bu âlemden giderse onun
yerine koyacak biri olmazsa bu âlem harap olur. Bu kutup dünyadan gidince
üçlerden birisi onun yerine geçer. Sırasıyla beşlerden birisi üçlerin yerine,
yedilerden birisi beşlerin yerine, kırklardan birisi yedilerden birine, üç
yüzlerden birini kırkların yerine, yeryüzünden birisi de üç yüzlerden birisinin
yerine geçer. Böylece 356 sayısı hiç azalmadan devam eder gider.
Ahir zaman geldiğinde artık yeryüzünden üç yüzler
tamamlanamaz olur ve birbirinin yerine geçenlerin yeri boş kalır. O zaman kutup
yalnız kalır. Kutup bu âlemden gidice yerine kimse geçmez ve bu âlem yıkılır.
Bu 356 kişin duaları kabul olur; keramet, himmet ve kudret
sahibidirler. Allah onlara ne isterlerse verir. Onları görüş açılarını hiçbir
maddi varlık engelleyemez, doğuda ve batıda olan her şeyi oldukları yerden
görebilirler. Dere deniz, dağ onları engellemeden istedikleri yere giderler. Bu
356 kişi her bakımdan bilgili, himmet ve yakîn sahibidirler; ama bu konularda
kutup hepsinden daha etkilidir. Üstte olan her mertebe alttakileri tanır, ama
alttakiler üst mertebedekileri tanıyamaz.
Bu anlattıklarımı bir hadise göre anlatıyorum. Hadise göre
300 kişinin; 40 tanesi Musa, 7 tanesi İsa, 5 tanesi Cebrail, 3 tanesi Mikail ve
biri İsrafil’in gönlündedir. Bu 356 kişi, kadem bereketleri ve bakışları her
yere ulaşsın diye bütün âleme yayılmışlardır. Ama insanlar onları tanımaz.
“Velilerim benim kubbemin altındadırlar, onları benden başka kimse bilmez” der
Kuran’da. Onlar öyle yaşarlar ki, insanlar onları bilmez, yani kendilerini
dindarlık, zahitlik ve şeyhliğe mensup kılmazlar. Dış görünüşlerini diğer
insanlardan farklı hale getirmezler, içleri başkalarından farklı olur.
Allah sevgisi ve yükselme ve ilerleme içle olur, dışla
olmaz. Onların içleri ilim, takva, zevk ve huzurla doludur, ama dışları diğer
insanlar gibidir. Veliler halka şeyhlik, liderlik etmez, davet ve eğitimde
bulunmazlar. Çünkü veliler sadece Allah’a yönelirler ve onu zikrederler.
Velilerin tek yüzleri vardır, o da Allah’a dönüktür. Peygamberlerin ise iki
yüzleri vardır, birisi Allah’a dönük, diğeri de Allah’ın kullarına dönüktür.
Davet ve terbiye peygamberlerin işidir. Bir taraftan alıp öbür tarafa verirler.
Davet ve terbiye peygamberlerden sonra âlimlerin işidir.”Âlimler peygamberlerin
varisleridir” Âlimler zait ve takva sahibi olup peygamberlerin izinden
giderlerse peygamberin naibi olurlar.
Şeyh Sadettin Hamavi 356 kişi evliya değil, “abdal”dır der.
Doğrudur. Çünkü onlar halkı terbiye etmezler."
Kaynak: Aziz
Nefsi-İnsanı Kamil
Hazırlayan:
Mukadder Altaylı